3 Haziran 2010 Perşembe

Bir haftasonu Türkiye gezisi gibi birsey:)

Mannheim, Mannheim… Sanki Ulus’ta bir yerdeymisizde alman turistlerde geziyorlarmis öyle hertarafta. Nereye dönsen Türkce duyuyorsun. Tamam gördügümüz insanlarin Türkiye’dekilerle yakindan uzaktan bir ilgisi olmayabilir ama bir günlügünede olsa sanki kisacik bir Türkiye ziyareti yapi gelmis gibi olduk:)

Güzel vakit gecirdik , gittigimizde Marktplatz’da pazar kurulmustu, dörtbir yan cicek, fide tezgahlariyla doluydu. IMG_3795 Seviyorum ben buranin pazarlarini. Cicekciler, peynirciler, sebze, meyve satanlar… Bir külah kiraz aldik, yarim kilosu 5€ ! Gelde Türkiye’deki pazari arama degilmi… Neyse senenin ilk kirazini yemis olduk böylece. Türk marketlerinide gezdik, yeni dünya, can erigi, demet demet taze naneler, dere otlari. Hepsi görülmeye degerdi ama marketlerin hali icler acisiydi. Pislik götürüyordu heryeri! Mannheim’in göbeginde market acmissinda be adam azicikta temiz olsan ne olur sanki degilmi.IMG_3790Istanbul Restoranda yedik ögle yemegimizi. Yemekler güzeldi. Karlsruhe’de yok böyle yemekler yapan bir yer. Bizim burasi dönerci dolu. Garsonlari kibardi, hizmet güzeldi. Leon Can kuzu etinden yapilan köfteleri bir güzel lüpletti:) Yaninda normalde patates kizartmasi getiriyorlarmis cocuk menüsünde, ricamiz üzerine pilavla servis yaptilar. Leon Can pilav canavari, önce pilavini bitirdi.

IMG_3804IMG_3806

Yemegin üzerine birde dondurma oooh degmeyin keyfimize:) Velhasil güzel bir gündü en kisa zamanda tekrarlayacagiz.

19 Mayıs 2010 Çarşamba

Balkon yesilliklerim,Nordic Walking,"geyut"???:)))

Ne zaman yaz gelecek, havalar isinacak??? Bu sene buraya yazin gelmeyecegi yönünde dedikodular var, ne kadar dogru acaba??? :( Valla sabahlari ise giderken hala kislik ceketlerimizi giyiyoruz, olmazki canim Mayis bitiyor neredeyse…

Elif Safak’in “Siyah Süt” ünü okumaya basladim. Herseyi mükemmel yapmaya calisan dogum sonrasi halim geldi aklima. Ne günlerdi, ikici cocukta söz verdim kendime sallamiycam bir cok seyi…

Balkondaki minik yesillik bahcem tam gaz büyümeye devam ediyor. Sadece feslegenler olmadilar, cok minicik kaldilar, büyümeyecekler galiba. Havalarin birden sogumasi onlarida carpti galiba. Frenk sogani ve maydanozum bayagi büyüdüler. Onun disinda sarkan, kokulu petunyam acmaya devam ediyor, tohumdan ektigim sarkan petunyalar ise daha yeni kafalarini cikardilar topraktan bakalim büyüyeceklermi. Ah günes eksik iste, birazda günes ciksa bizi üzmese.

Bugün müzik okulu iptal, ögretmen hastaymis. Biraz bencillik olacak ama sevindim iptal olduguna. Park yeri bul, sonra bitince cik eve gel falan hic cekemeyecektim bu hafta. Haziranda tekrar baslayacak kurs, o zamana kadar yeni enerji toplamak gerek.

Nordic Walking yapmaya karar verdim. Sopalari hazir evde, onlari acip kullanmami bekliyorlar. Bu arada bu Nordic Walking olayini dedeler, nineler yapiyorlar burada. En azindan cogu yasli amcanin, teyzenin elinde görüyorum bu sopalari. Katilayim bari bende aralarina. Ondan sonra birde ufak bir Weight Watchers ziyaretim var, gitmek bilmeyen kilolara savas aciyorum anlayacaginiz.:) Haydi bakalim hayirlisi…

Bu hafta sonu kismetse Mannheim’dayiz. Biraz memleket görelim dedik:) Oradaki Türk marketlerinin, restorantlarinin coklugundan bahseder hep bir arkadasim hic gidip görmemistik. Havada iyi olursa Mannheim’a dogru bir yolculuk yapacagiz.

Haftaya izinliyim, Leon Can efendiyle evdeyim, kres tatil. Havuza gidelim diyorum ama ne giyecegimi düsünüyorum, hasema midir nedir ondan mi giysem acaba tüm vücudu kapatiyor ya o acidan:) Hani kilolar görünmezdi diyorum:)

Leon Can’in su siralar dedigimizi duymamazliktan gelme gibi bir problemi var. Daha dogrusu problem bize ait. Icimden sakinlesmek icin 21,22,23 diye saydigim anlar bini gecti. Bazen cildirasim geliyor. Sonra diyorumki robot degilki canim, öyle her dedigimi yapsin:) Off cok zor bu cocuk yetistirme olayi ve en cok korktugum sey ise sinifta kalmak.:( Herhalde yine yeni bir dönem yasiyoruz bizim adamla. Ama sunuda belirtmeliyimki cok korktugum 2 yas sendromunu cevremdeki cocuklari gözlemleyince sanirim bayagi hafif atlatiyoruz:) Hadi bakalim daha neler görecegiz, ne cildirmalar yasayacagiz?? Konuyla alakasiz ama gecen gün yemekte „ dede topu yuttu“ diye türkce bir sey anlatiyordu Leon Can, bende „aa babada yutmus sanki“ dedim, „thomaaas hast du die ball geyut???“deyiverdi „ geschluckt“ diyecegine, hani tamam artikelleri yalan ettinde „geyut“ nasil bir kelimedir yav????:))))

17 Mayıs 2010 Pazartesi

Kres durumu

Leon Can, ev, is ücgeninde gecen hayatamizda pek bir degisiklik olmadi. Leon Can’in kresi bir sonraki köye tasinkisti, Türkiye’den gelince oraya gitmeye baslamisti. Basta pek alisamamisti ama simdi hic problem yok. Bu cocuklar icin rutin ve aliskanliklar ne kadar önemli. Kres personeli degismedigi halde mekanin degisikligine bile zor alisti. Basta giderken her sabah kalktiginda “ anne gitmeycem ben oraya, uyucam ben daha” yada “ ich war gestern schon dort” (daha dün oradaydim) diye protesto ediyordu bizi. Krestede ögretmenlere “ spor salonu nerde? Ama ben top oynamak istiyorum spor salonunda” diye söylenmis durmus. Yazmadigim süre zarfinda arkadaslarimi takip ettim, cogu yerde kres sorunsalina rastladim. Sonra haberlerde kreste bir lavabonun düsüp ufak bir cocugun bogazini kestigini izledim, hemen tv yi kapattim:( Cocuklarimizi emanet ediyoruz yaa nasil bir durum bu. Bu kadar ucuzmu insan hayati, o annenin hali mahvetti beni! Karnima agrilar giriyor böyle seyler duydukca! Cocugun hayatindaki en önemli egitim kurumu herhalde kres. Ben bizim kresten memnunum. Ögretmenler cok iyi, burada bile bazen baska kreslerde olan bitenleri duyunca sansliyiz diyorum kendi kendime burayi buldugumuz icin. Komsumun cocugunu dövüyormus kreste baska bir cocuk, kadinda ögretmene sikayet etmis. Ögretmen biz burada ceza kavramina karsiyiz, isinize gelmezse alin cocugunuzu demis. Kiz hergün dayak yiyip geliyor kresten. Bizim kreste bu tip olaylar önce gözlemleniyor, yani kavga basladiginda ögretmenler bakiyorlar önce cocuklarin kendi aralarinda halledip halletmediklerine. Eger olay büyürse cocuklari ayirip odanin farkli yerlerine koyuyorlar. Bir nevi ceza veriyorlar cocuklara caktirmadan. Türkiye’de anlatinca bunlari „ aaa nasi yani bu yasta cezami, ne anlar o cezadan“ gibi tepkilerle karsilastim. Ceza deyince iskenceden bahsetmiyorum bende. Yani simdiye kadar okudugum bütün kitaplarda cocuklarin hata yaptiklarinda yaptiklari seyin ne kadar yanlis oldugunu anlamalari gerektiginden bahsediyor. Sanirim bir terslik yok bu durumda. Örnegin benim cocugum bize gelen baska bir cocuga vurursa, „annecim vurmak cözüm degil, zaten sen böyle aglayarak konusunca hic birsey anlamiyorum ben, ne rahatsiz etti seni, neye üzüldün?“ diye konusmaya calisiyorum onunla. Herzaman ise yariyormu tabiiki hayir. Bu arada icimden saymaya basliyorum sakin kalabilmek icin:) Bende yavas yavas köpürmeye basladigimi hissedersem ya odadan cikiyorum yada onu odasina götürüp orada sakinlesmesini istiyorum. Bu süre icinde vurdugu cocukla oynayamamis oluyor, bence buda bir ceza onun icin. Krese, ilk basladigi zamanlarin birinde, vurmus bütün cocuklara birgün. Ögretmen digerlerini bahceye cikarirken Leon Can onlari sadece camdan izlemek zorunda kalmis. Ondan sonrada birdaha vurmamis kimseye. Baskasi ona vurursa, „vurma bak, öyle yapilmaz, pis cocuklar yapar öyle“ diyor, eger karsidaki vurmaya devam ederse ve annesi ses cikarmazsa bu duruma oda karsilik veriyor bu sefer. O zaman bekliyorum kendikendilerine anlasmalarini. Neticede kendini savunmayi ögrenmesi lazim degilmi. Hayat el bebek gül bebek degil!

Cok degisik fikirler cikiyor karsima bu konuda. Diger annelerin ne yaptigini merak ediyorum. Ben Alman usülü egitimini seviyorum, bize biraz duygusuz gelsede, genelde güzel fikirler ediniyorum cevremden. Sanirim bizim aile kavramimizla Alman’larin egitimini birlestirmek en güzeli…

Ah bu arada bir degisiklik olmadi demistim ama Leon Can kakasini (baska nasil yazilirki bu:)) söylemeye basladi:). Pzt. günü izinliydim ama hastaydim, o puzzle yaparken uzanmistim salonda. Kafami kaldiracak halim yoktu. Yanima geldi, yavasca „anne benim kakam var“ dedi yüzünde tedirgin, saskin bir ifadeyle. Hemen kalkip tuvalete gittik, tam bezine yapacakken yakalamis:) Sonra aksam babaya anlatti gururla:) Sira ciste, bakalim onu ne zaman söyleyecek. Hay Allah insan nelere seviniyor degilmi:))

3 Mayıs 2010 Pazartesi

Haksizlik bu ama...

Mayis la birlikte biraz olsun yaz da gelir demistik ama bizim termometre 15 dereceyi gösterdi bugün:( Leon Can’in yazliktan biraz kalinca bir ceketi var, onu tekrar cikardik bugün. Kiyafetleri yine bir ayirmak gerekiyor, bedenleri kücülenler, kisliklar hepsini düzenlemek lazim… Ama benim bunu yapma istegim sinirlarda dolaniyor, pek istekli degilim anlayacaginiz. Perdeler yikanacak, camlar silinicek, güzel bir bahar temizligi yapilacak, yapilacakta kim vakit bulup yapacak. Zaten is güc derken hic birseyi tam yapamiyormusum gibi bir his icimde ya hayirlisi bakalim…

Haftasonu bir arkadasimizin Eylül’de dogum yapacagini ögrendik, sevindik. Bir tane kizlari var 6,5 yasinda, acayip bilmis birsey. Laf aramizda insanda antipati uyandiracak kadar bilmis yani. Sanirim ilk defa bazi duygular yasadim, tarif etmesi cok zor. Bir kac ufak olay oldu, kiz hem zar zar agladi, hemde Leon Can’in üstüne atti o yapti diye. Söyle anlatayim en iyisimi. Simdi kizin yataginin üstünde bir cibinlik asiliydi, kizda yataginin etrafini yastiklarla kaplamis, magara yapmis kendine, Leon Can’a sen gelme falan diyor. Buraya kadar hersey normal, Leon Can’a „annecim abla yanliz kalmak istiyor rahatsiz etme“ dedim, tamam dedi, geldi oturdu yanima arabalariyla oynadi. Neyse kiz birden bire aglamaya basladi, anne kostu tabii hemen. Cibinlik düsmüs yatagin üzerine. Hay Allah’im dünya basina yikildi kizin… Leon Can yaptiii, Leon Can yaptiii diye zar zar bagiriyor kiz. Leon Can’da benim yanimda oturuyor bu arada. Anne binbir surat girdi iceri, benim minik adamda herseyden habersiz arabalarla mesgul. Cibinlik düsmüs dedi, sitem edercesine, kiz hala bagriniyor Leon Can yapti diye. Bende onun yapmadigini biliyorum, anneninde bildigini varsayarak rahatim. Anne birden “evet bende gördüm cekistirip duruyordu düstü en sonunda“ demezmi! Hayir öyle olsa ne olacak ki??? Düsse ne olur yani, dünyanin sonumu gelir. Anne icin neredeyse dünyanin sonu gelirse cocuga olan seyin önemsizligini nasil anlatirki??? Ben bir rahatsiz oldum, acidim sanki Leon Can’a, abartiyormuyum bilmiyorum ama. Haksizliga ugramasina dayanamadim, üzüldüm valla. Ne kadar basit bir olaydan ne kadar rahatsizlik duydum yani anlayacaginiz. Bu olayin öncesinde de, benim kizim kesinlikle yalan söylemez falan diye övünüyordu anneyle baba. Cocuk ben Leon Can‘i görmek istemiyoruuum, cok konusuyooor, cene calip duruyooooor diye zar zar bagiriyordu hala biz giderken.

Yolda Thomas’a oha yani dedim, nasil anne baba bu yav! Bize misafir gelince, aman cocugum oyuncaklarini paylas, hadi güzelce oynayin beraber, ama öyle yapma bak kardes üzülür sonra diye telkinlerde bulunuyoruz! Bu duygulari ilk defa yasadim dedim cünkü Leon Can’in daha önce birileri tarafindan haksizliga ugradigini hic düsünmemistim… Bu arkadaslar cocuklarini „ freie Erzieheung“ „ özgür egitim“ prensibine göre yetirtiriyorlar. Bu prensibe göre birakiyorsunuz cocuklarinizi, kendi kendilerine ögreniyorlar ne yanlis ne dogru! Bana göre cocugu nasil tepemize cikaririz olmaliydi bu egitim biciminin adi. Yada saldim cayira mevlam kayira da olabilirdi! Velhasil coook uzunca bir süre bu insanlari bir daha görmeme karari aldim, aldik!!!

Bugün bizim evlilik yildönümümüz, sekizinci hemde. Almanlar 7 yili geride birakinca evililigin yürüyecegine inaniyorlar:) Bosanmalar genelde 7. yilda oluyormus da onun icin. Hadi atlattik bakalim hayirlisiyla 7. yilida:) Aksam yemege gideriz diyorduk ama evdeyiz galiba. Benim pek canim istemiyor yemege falan gitmek. Kuskonmaz vardi buzlukta bitirelimki yenilerini koyabilelim buzluga. Yani bu aksam kuskonmaz var menüde:)

Hepinize iyi haftalar diliyorum. Ah bu arada Agustos’ta kismetse Ankara yolcusuyuz. Günlerdir bilet ariyordum buldum sonunda. Leon Can evimize gitceeez biiizzz, anane ben yine gelceeemm deyip duruyor:) Sevgiler

20 Nisan 2010 Salı

Fotograflar…

IMG_2546IMG_2550                                IMG_2551

Leon Can müzik atölyesinde önce cevresinde olan bitenleri izledi… Sonra o da katildi:)  Bizim burada gittigimiz kursa benziyordu, Leon Can alisikti o yüzden olanlara. Bu arada mekan Ankara, GOP Resit Galip’te Binbir Cicek Cocuklar Evi.

IMG_2566

Müzik atölyesinden sonra Kitchenette’ye gittik, hos bir yerdi. Burada da Köln ve Münih’te subesi varmis, bir gün oralara yolumuz düserse gideriz. Acaba buradada cocuklarin at kosturmasina izin verirlermi ki?? At atmis kendini yere, Leon Can gösteriyor ama kizlar sallamiyorlar:)IMG_2571

Leon Can anlatiyor Mira’ya bir seyler… Ikiside dikmisler totolari havaya. Mira düzgün konus annamiyom diyo galiba:) Cocuklar nasil anlasiyorlar birbirleriyle… Gayet saf ve karmasikliktan uzak bir anlasma bicimi. Keske bizde yapabilsek…IMG_2573 

Benim cocugum hala birseyler anlatmaya calisiyor ama poz süper degil mi??:) IMG_2592

Leon Can suratindaki gülümsemeye bakilirsa ona ismarlanan kokoreci beklerken hayatindan gayet memmun!:) Arka planda bakircilar canak cömlekciler…                                                            IMG_2606

Mekan Ankara Genclik Parki, yenilemisler, güzel, temiz olmus. Ben eskiden Ankara Lisesi’ne giderken tuhaf bir mekandi orasi. En azindan laf atan kimse olmadi ve cocuklariyla yanliz gelen anneler dikkatimi cekti. Tuhafliga bakarmisiniz, annelerin cocuklariyla yanliz gelmesine sasiriyorum daha dogrusu ne güzel kimse rahatsiz etmiyor diyorum?!IMG_2617

Benim minik adamla yerden elli metre yükseklikteyiz. Itiraf edeyim ilk turda biraz tirsmadim desem yalan olur. Düssek gittik yani öylece…IMG_2624

Buda Leon Can’in Türk usulü saci:) Buradaki kuaför faciasindan sonra, cocugumu galiba sadece Türkiye’de kuaföre götürecegim! Zira burada daha dogru düzgün sac kesen, kendi sacimda dahil, bir kuaföre rastlamis degilim! Ah birde kuaförde Ezel’in Ömer haline ratstladik:) Yok canim ne isi var Batikent’te dedim ama oymus hakikatten. Saclarimizi süper kesen Kuaför Sahika’ya tesekkürler:)

Benden simdilik bu kadar, uzun zamandir fotograf eklememistim bloguma. Didemcim al sana fotograf:) Öpüyorum hepinizi! Sevgiler…

16 Nisan 2010 Cuma

Geldik yine buradayiz...

Yine coook cabuk gecen bir tatilin, kosusturmacanin ardindan döndük evimize. Ankara’dan hastalanip döndüm, ucaktada sesimi tamamen kaybettim. Girtlak iltihaplanmasi oldugunu düsünüyoruz. Haftasonu hic konusamadim:( Simdi isteyim ama konusmam yasak, onun icin sadece evrak islerine bakiyorum. Birazda sizleri neler olup bittiginden haberdar edeyim dedim:)

Anlatmaya taa Almanya’dan baslayayim… Ankara yolculugu öncesi bir Troja planimiz vardi, vardi diyorum cünkü yaklasik 3,5 saat süren sinir edici bir yolculuktan sonra sayin Mustafa Erdogan’in gösteriyi iptal ettigini ögrendik! Bilet fiyatlarinin ucmus olmasindan kaynakli kimsenin gitmek istemedigini ve bu yüzdende gösterinin iptal edildigini saniyoruz. Herneyse sinir oldugumuzla kaldik ama paramizi geri aldik bari!

Sonra ben bir Sali ciktim yola, babam karsiladi beni havaalaninda. Annem uyutmamis Leon Can’I oyalamis biz eve gelene kadar. Neyse biz kapiyi calinca uctu geldi kapiya benim Apti “dedeee, dedeee, dede geldi ananeee!!” diyerekten. Kapiyi acinca tam yine dedeeee diye bagiriyorduki kesildi sesi minisin, sonra yavascacik “ die mamaaa” diye fisildayiverdi:) Kostu anneannenin bacaklarina sarildi hemen, bir utandiki sormayin gitsin. Ancak annem “anneannecim sarilmiycakmisin annene?” deyince kostu geldi bana sarildi. Sonrasinda beraberce valizlerimizi actik, her 10 dakikada bir, “was hast du für mich gekauft??” ne aldin bana diye sordu durdu. Ben ona, sana araba getirecegim demistim, onu vermemi bekledi. Arabasini paskalyada vermek üzere sakladim hemen, paskalyada verincede “ aaa tavsan ne getirmiiisss, dedeeee cabuk geeelll!!!” diye cildirdi hic araba görmemis zavalli yavrucak:)

Leon Can’a Türkiye acayip yaradi, cok degismis, cenesi dahada düsmüs gördüm onu gittigimde:) Hele son hafta herkes nekadar cok Türkce konustugundan bahsetti. Gurur duydum cocugumla:)!! O kücücük kafadaki kücücük beyin nasil herseyi kayit eder böyle, Allah’in isi iste! “ Leon Can falan yemek yemek istiyor” dedi bu haftasonu, “falan” i nerden ögrenmis yahu oldum valla! Ucakta “amcaaa ne zaman ucucaz??” diye sorup durdu yanimizda oturan adama.

Gittigim haftasonu Banu ve Mira’siyla bulustuk, Neslihan ve Zeynep’ide vardi. Önce kresin müzik atölyesine gittik, cok güzeldi, Leon Can’inda hosuna gitti sanirim, cünkü oda katildi kendikendine:) Sonra hep beraber Kitchennette diye bir yere gittik, makarnalarimizi yiyip limonatalarimizi ictik:) Banu’ya daveti icin tekrar cok tesekkürler, cok güzel bir gündü! Cocuklar bir alemdiler:) Leon Can Mira ile bir ara kaptirip almanca konusunca, Mira’nin “düzgün söyle anlamiyom” demesi bunun üzerine Leon Can’in Mira’ya “ düzgün düzgün” demesi görmeye degerdi. Baktim bir ara Leon Can Mira’ya sarilmis mümkün oldugunca yakindan konusuyor, anlasin diye herhalde:) Leon Can’in o gün en sevdigi kelime “nein” di, Mira’da aksam yatmadan önce ingilizce birden ona kadar sayip, “Leon Can sade nein demeyi biliyo, ögretcem ben ona hepsini” demesine cok güldük:)


O güzel gün aslinda bir nevide pusetle metroya girememe, girince cikamama durumundanda ibaretti ama bozmayayim sinirimi dedim kendi kendime! Ankara’da koskoca “Baskent” te eger pusetle yola ciktiysaniz yanidiniz ki ne yandiniz valla! Aklima ilk gelen, eger illaki Sihhiye’den metroya binecem diye bir israriniz olursa bu israriniz en gec metronun girisine geldiginde sona eriyor. Cünkü burada yürüyen merdiven yada asansör benzeri hicbirsey yok! Hadi ben puseti aldim elime indim diyelim ya engelli vatandas ne yapsin??? Metroya binbir macera girmeyi basardik diyelim sonra Kizilay’dan cikarken turnike engeline takiliyorsunuz. Araba tabiiki gecmiyor turnikeden ve en yakin engelli cikisinin nerede oldugunu bilmiyorum! Önce Leon Can’i turnikeden gecirip „ sakin bir yere kipirdama orada bekle beni“ diye telkinde bulunurken hoop arabayi gecirdim turnikeden. Nitekim cocukla falan cikilmaz öyle Ankara’da sokaklara…. dedik ama ciktik yine dayanamayip:) Ama bu sefer anneanneyide aldik yanimiza ve tuttuk Genclik Parki’nin yolunu. En son herhalde bir 25 sene önce gitmisligim var Genclik Parki’na. Annem gidelim deyince, yok canim ne isimiz var orada amele doludur orasi simdi dedim ama pozitif anlamda sürpriz oldu bize parkin yeni hali! Belediye parki bir güzellestirmis, ciceklar ekmis, tertemiz yapmis. Neyse güzel seylerde oluyor memleketimde diye sevindik bizde. Leon Can’i atli karincaya bindirdik. Sonra ikimiz yerden 50 Metre yükseklikteki dönme dolaba bindik. 15 dakika falan havadaydik herhalde, hic korkmadik ikimizde:) Leon Can bir ara en tepedeyken asagidaki carpisan arabalari görüp inip onlara bincem ben diye bir hamle yapdiysada basarili olmadi:)

Genclik Parki’ndan önce Ulus’ta bakircilarin, canak, cömlekcilerin oldugu yere gittik, Hal’in hemen karsi yolu. Orada bendeniz ve anneannene kokorecleri mideye indirirken Leon Can’da bende tadina bakicamm diye israr edince onada ceyrek ismarladik. Iyyyyk demeyin sakin cünkü coooook güzeldi yedigimiz kokorec, Leon Can’da ceyrek ekmegin yarisini lüpletti. Annem „ Sen okadar dikkat et cocugun yemesine icmesine, sonrada kalk cocuga kokorec yedir, söyleme bari kimseye“ diye dalgasini gecti benimle:) Haldende aldik kuru dutumuzu, igdemizi ve tabiiki caglamizi düstük yollara… Anne, kiz, torun güzel vakit gecirdik o gün.
Himmm onun disinda baska ne yaptik diye düsünüyorum, bir sürü yün aldim yine kendime, bir hirka ve sal projem var. Sala basladim hemen gelir gelmez. Renkleri cok güzel, koyarim fotografini biraz ilerletiyimde. Her yeni proje bana baska bir heyecan veriyor, örgü örmek biraz bagimlilik gibi birsey insan birkere baslayinca birakamiyor bir türlü:) En kötü bagimliligimiz böyle olsun ayol!

Bu arada esas önemli haber unuttum! Kardesimin askerligi Istanbul’a cikti, kisa dönem yapacak! Cok sevindik kisa dönem olmasina, isini gücünü birakip gitti, ne kadar az zaman kaybederse o kadar iyi!

Bayagi uzun oldu bu sefer, yazmadigim günlerin acisini cikardim:) Fotograflar sonraya kaldi artik, bir ara eklerim…
Sevgiler

LinkWithin

Related Posts with Thumbnails