19 Şubat 2010 Cuma
Hasretinle yandi gönlüm...
Aslinda uyumakti istedigim tek sey ama Volkan Konak'a rastladim tv de. Ah ne güzel türküler söylüyor öyle. Nedense ögrencilik günlerim geldi aklima, o dönemde dinledigim ezgileri söylüyor. Ne kadar güzel... Duygusalmiyim neyim, gözlerimde kanli yaslar...
Tv de o kadar sacma sapan seyler sunuyorlarki insana, sasirdim bu programi görünce. Özlemisim memleketimin ezgilerini. Hayat kargasasi icerisinde unutmusum sanki bu ezgilerin bana yasattigi duygulari...
Alli turnam bizim ele varirsan...
Nazim Hikmet'i, Asik Veysel'i, Pir sultan Abdal'i özlemisim... Yazmak istedigim cok sey var ama varmiyor bir türlü ellerim yazmaya...
Tepemde bir cinar olsun yeter...
15 Şubat 2010 Pazartesi
Leon Can Ankara'da
P.S: Belirtmeyi unuttum kardesim Nisan'da askere gidiyor, biz hepimiz onu görmek istedigimizden Türkiye yolu göründü bize. Izinler uyusmadi bu sene ayri ayri gidiyoruz o yüzden...Bakalim neler olacak...
14 Şubat 2010 Pazar
Evde peynir yapimi
P.S: Özgür Sef'in linkini yayinlayacaktim ama kapandi yaziyor sayfayi acmaya calisinca:(
10 Şubat 2010 Çarşamba
Neler olmus bakalim...
Yine yazamadim bir süredir. Her yazdigimda isten gücten sikayet etmisim sanki, yok canim sikayet falan ettigim yok benim, memnunum halimden. Allahtan evde oturmak zorunda degilim, kafayi yerdim herhalde. Böyle durumlarda seviyorum burada olmayi, devletin sagladigi haklar cok iyi. Su anda meslegime %70 devam ediyorum, eskiden %100 dü pozisyonum yani tam gün calisiyordum. Simdi sabah 8:00 öglen 13:30 seklinde devam ediyor is hayatim. Acikcasi tam gün calismayida düsünmüyorum, kres, ev derken anca yetiyor zaman. Benimki biraz kis yorgunlugu galiba, bir türlü birakmadi soguk hava yakamizi, bu sabah ise gelirken -6 dereceydi, yarin dahada soguyacakmis hava… Ilk bahar gelsede icimizde de cicekler acsa. Mutfagin camina koydugum krokuslar kurtariyorlar biraz durumu:)
Leon Can’in karnindaki lekeler gecti sanki coook hafif belli oluyorlar yine ama onlarda gecer dedi doktor. Alfason diye cok yagli bir krem sürüyoruz, doktor tavsiye etti. O krem bayagi iyi geldi, kisin olur böyle seyler dedi doktor, kat kat giyinince deride terleyince böyle seyler cikabiliyormus vücutta. Alerji diye cok korktum. Herseyi yiyor, yemekle bir problemi yok masallah. Su siralar beni düsündüren sey, kreste cocuklarin salam yedigini görüyor evdede salam yemek istiyor. Biz yemiyoruz öyle seyler salam sosis gibi, kreste cocuklarin hemen hemen hepsi ekmak arasi salam yiyorlar, bizim Apti’de görüyor bunlari eve gelince bende salam yiycem diye tutturuyor. Ya diger cocuklarin salamlarindan yerse? Hadi yesin ne olacak desek, hepsi domuz salami getiriyor. Salam, hemde domuz salami. Biz danasini yemezken… Bende gittim haftasonu Alnatura’dan (ekolojik market) katkisiz, dogal ekolojik hindi gögsü aldim, bir dilim koydum bakalim bugün, yiyecekmi. Bu domuz eti olayi beni sinir ediyor, cevremdekiler dinen sakincasi var diyemi yemiyorsun diyorlar, öyle olsa ne olacak ki??
Onun disinda kendimi evde yapilan peynire, pisirilip saklanabilen soslara verdim. Gecen gün lor peyniri yaptim süper oldu, biz cok begendik denemek icin bir kilo sütten yapmistim bu haftasonu iki kilodan yapacagim. Hemde cok basit yapmasi, tarif Özgür Sef’ten, ben begeniyorum bu adamin yaptiklarini. Dün bir ara isten gelince baktim, balik corbasi yapti öyle karidesli falan süper göründü. Denemek lazim. Balik corbasi deyince bende deniz ürünlü linguini yaptim gecen gün, Leon Can‘in deniz ürünlerini yerkenki hali cok komikti. Ilk defa midye ve kalamar gördü cocuk ne yapsin:) Midyeleri suratini eksite eksite cignedi, cok komikti. Blup blup fisch diye sarki söyledi yemegini yerken. Herzaman diyorum yemek zevki bana cekmis diye, ne bulsa yiyor cocugum hic secmiyor masallah. Babamin dedigi gibi, zavalli cocuk hayatin brokoliden ibaret oldugunu zannediyor:)
Iki gün önce Thomas eve kirmizi Puky yürüme bisikletiyle geldi. Ah evdeki sevinci, bombastik bombastik diye oratada edilen dansi görecektiniz. Iki gündür o bisiklet heryere gidiyor onunla, ah ayrica bisiklet degil polis arabasi o bizim icin:) Aslinda Noel de esimin ailesi Leon Can’a Kettler yürüme bisikleti getirdiler ama bisikletin yapisi biraz tuhafti, Harley Davidson’u andiriyordu. Leon Can sürebilmek icin bayagi bir öne egilmesi gerekiyordu, ayaklari yere degiyordu ama direksiyonu kontrol edemiyordu. Pat küt düsüp duruyordu, bende bisikletin alindigi dükkana gittim Leon Can’la Puky’i denedik, onda ayaklar yere ucu ucuna degiyordu ama dik oturuyordu en azindan. Dükkanin sahibi getiri degistiririm dedi, onu götürdü Thomas Puky’i getirdi. Bence yakinda ayaklarida deger yere. Bisiklet icin cildiriyor. Pazar günü bir Outdoor fuari vardi oradaydik, cocuklar icin bisiklet parkuru kurmuslardi, engebeleri asarak bisiklete biniyordu minisler, kafalarinda kask, kücükler icinde yürüme bisikleti vardi. Leon Can 10. turunu tamamladiktan sonra gidelim artik dedik, kiyamet koptu! Neyseki zar zor ikna ettikte sustu, bizde Ginger’a bindik, zevkliydi. Jack Wolfskin’in stand’i vardi cocuk aksesuarlari cok sekerdi. Bizim favorimiz Pinea idi herzamanki gibi. Güzel ürünleri vardi yine. Tam 5 saat fuari dolastik, cok güzel bir gün gecirdik. Ne yazikki fotograf makinemi unutmusum, cep telefonumunda sarji bitti anca bir iki fotograf cekebildim.
Benden simdilik bu kadar, bugün müzik kursumuz var. Oda cok eglenceli geciyor, gecen derste Leon Can elinde tef, dili disarda mütemadiyen daireler cizerek kosturunce ögretmen „ne kadar enerjik bir cocugunuz var, evdede böylemi“ diye sasirdi:) Eveeet evdede öyle, enerji topu Leon Can seklinde geziyor nitekim!