19 Ekim 2009 Pazartesi

Haftasonu…

IMG_2982

…muz yorucu ama güzel gecti… Yine yeni bir pazartesiyi karsiladik. Sabah arabanin ön camindaki buzlari kazimak zorunda kaldik, -3 dereceyi gösteriyordu termometre. Allah’tan dün güzeldi hava. Tipik bir sonbahar günüydü, hafif serin ama yinede ilik. Ben Cuma gününden Leon Can’in cumartesi günkü partisine hazirliklara basladim. Pastasini, pogacasini yaptim. Pastasinin tabani cok güzel oldu bu sefer. Ben pek pasta falan yapamam o yüzden pastanin tabani korkutuyordu beni biraz. Thermomix diye bir aletim var, onunla hazirladim hamurunu, bisküvit hamuru deniyor burada. Herkes cok begendi:) Arasinada kendim süt, un ve sekerden bir puding hazirladim. Onu üce böldüm vanilya, cilek ve cikolatali üc cesit puding yaptim pastayi süslemek icin. Daha öncede yazdigim gibi tren yapmayi düsünüyordum dogumgünü pastasini.

IMG_3008

3 vagonlu bir tren cikti ortaya, hernekadar oldtimer bir Cadillac’a benzediysede, Leon Can görür görmez „Eisenbahn (tren), oleyyyy!!“ diye sevindi. En azindan o trene benzetti pastayi:) Cumartesi geldi arkadaslari, komsunun kizi Leyla ile pek anlasamiyor, birbirlerini yediler oyuncaklar icin. Sonra diger arkadasi Jochen geldi, onunla cok güzel oynadilar, ciglik ata ata oradan oraya kostular! Hediyelerine cok sevindi, en cokta Bosch Ixolino Workcase onu sevindirdi. Sanirim tam onun istedigi birseyi yakalamis olduk:) Bütün gün elinde akülü tornavida ile dolasti, eline gecen herseyi tamir etti. Adamlar nasil oyuncak yapmislar, akülü tornavida orjinalinin aynisi, ilk bakista sahici sanki. Aslinda biz tahta oyuncaklari daha cok seviyoruz ama bu seferkiler plastik. Birde büyük bir kutu Lego Duplo yu görünce „Turm bauen Papa, Turm bauen“ (kule yapalim baba) dedi durdu. Hatta bu sabah bile, sabahin köründe kule yapmaya heveslendi:) Su siralar kule yapmak ve eline gecen herseyi tamir etmek favorileri arasinda:) Pastasini begendi benim kuzu, himmm pasta güzel anne yapti dedi durdu!

Pazar günü ben cok kötü bir soguk alginligiyla uyandim:( Son iki günün yorgunlugu cikti galiba! Yinede ögleden sonra biraz dolasmaya ciktik, yakinimizdaki Rheinland-Pfalz eyaletine gittik. Malum yeni sarap ve kestane zamani, degerlendirmek lazim dedik ciktik yola. Eyalet yakin olmasina yakin ama yollar cok kalabalikti bayagi bir yol gittikten sonra Rhodt sehrine ulastik. Rhodt’a daha öncede gitmistik, anki Fransanin provins bir sehrinde hissediyor insan kendini. Cok güzel… Yolda yeni patates, bal kabagi, elma, armut, üzüm, kestane, ceviz satan standlari görüyorsunuz. Bizde firsati degerlendirip elmamizi, patatesimizi, kestanemizi aldik. Arabayi park edip sehirde bir tur attik. Simdi Straußwirtschaft zamani, insanlar evlerinin bir kismini yemek yenilecek bir yere dönüstürüyorlar, yeni sarap ve soganli tart ikram ediliyor cogunlukla. Birde sarap üreticileri herkese aciyorlar kapilarini, ürettikleri saraplari marketlerde bulamiyorsunuz sadece direk üreticisinden almak mümkün.IMG_3044

Dün böyle bir yeri ziyaret ettik, megersem tamda sarap deneme saatine tesadüf(!) etmisiz:) Junior sarap üreticisi, gencecik cocuk, biryandan bardaklarimizi doldurdu biryandanda anlatti bize saraplarin hikayesini. Thomas araba kullandigindan ben kendimi feda ettim:) 5-6 cesit sarap denedikten sonra, sarhos olmadan(!) 3 cesitte karar kildik ve 4 sise aldik. Pinot noir, Alter Vertrag, Sankt Laurent, hepsi kirmizi ve dry. Ben cok seviyorum böyle yerleri, samimi buluyorum. Sarap denemesinin ardindan bende gripten eser kalmadi tabii:) Ah birde yeni sarabi unutmamak lazim. Ben ilk defa burada görmüstüm böyle birsey, bag bozumunun ardindan üzüm suyunun mayalanmis ilk halini „Neuer Wein = Yeni sarap“ diye satiyorlar. Inanilmaz tatli, üzüm suyu gibi ama hafif alkollü. Mamalarimizida aldik ve tuttuk evimizin yolunu. Aksam Cumartesi misafirler icin yaptigim ama cikarmayi unuttugum köftelerimizi yedik, Leon Can tam alti tane köfte yedi! Patlamasindan korktum:) Leon Can’i yikayip yatirdiktan sonra, Thomas’la oturup neredeyse bir kilo kestane yedik:)

Güzel bir haftasonu gecirdik anlayacaginiz.

Kisacikta Leon Can’in neler yaptigindan bahsedeyim. Sayi saymayi ögrendi. Almanca 8 e kadar, Türkce 5 e kadar sayiyor. Gecmis zamanli cümleler kuruyor. Adini soyadini ve nerede oturdugunu (sadece semti) söylüyor. Ögrettim her ihtimale karsi… Onun disinda herseyi kendim yapayim istiyor, „Nein = Hayir“ en sevdigi kelime. Ne zaman yerden bir sey almak icin dizlerimin üzerine cöksem hoop atliyor sirtima, kahkahalar esliginde bogusmak istiyor benimle. Araba arkamda oturup yavas sür anne diyor:) Dün sabah saglik acisindan pek keyfim olmadigindan kahvaltidan ekmegimi bitirmeden alktim, bir baktim gelmis pesimden anne ekmegini ye diye. Ben ona diyorum ya, hemen oda bana aynisini söylüyor:) Iyiki varsin Leon Can, hayat ne kadar bosmus eskiden…

Sevgiler iyi haftalar…

4 yorum:

beste dedi ki...

Merhabalar,
leonardo'nun da favori kelimesi "no":) Birkac gundur bana "je t'aime maman" diyor dunyalar benim oluyor. Aynen dedigin gibi hayat bosmus onlardan once:)

Efsun dedi ki...

Hosgeldin Beste, ne kadar güzel bir isim Leonardo:) Bizimkide kisaltimisi:) Aynen Leon Can'inda nein! Sevgiler...

Tijen dedi ki...

Tren çok güzel Efsun ama senin mavi boncuğun hepsinden güzel. Nazar değmesin kuzuma. Nice yıllar geçirin, hep birlikte... (Maya'nın da "no"su boldu bir dönem, yaşla ilgili herhalde. Artık o kadar meraklı değil no demeye.)

Efsun dedi ki...

Tesekkürler Tijen:) Sende bizim treni begendin ya artik tamam, tescilli tren oldu artik:) Evet hayirlaar yasla alakali herhalde, kres ögretmenimizde suanda tam kendi kisiliklerini kesfettikleri dönem diyor, o yüzdenmis bütün bu inatlar:) Sevgiler...

LinkWithin

Related Posts with Thumbnails