17 Ağustos 2009 Pazartesi

Bir haftasonu daha hizla gecti...



Havalar biraz olsun düzeldi, yasasin yaz burayada geldi derken yine karanlik bir Bretten sabahinda oturuyorum büroda, Allah’ta isler az bariJ Haftasonu hava cok sicakti pistik resmen, simdi kapkaranlik ve sakir sakir yagmur yagiyor. Babam yagmur yaginca ayni Karadeniz’e benzetiyor burayi. Yine cok hizli gececek yeni bir haftaya basladik. Böylece babamin gitmesine az kaldiL Leon Can bu sefer ondan nasl ayrilacak bilemiyorum, havaalaninda dramatik sahneler yasayacagiz galiba… Dedeye o kadar düskünki… Bu arada yanan kolu hizla iyilesiyor Allah’tan, kabuki baglamisti düstü simdi, iz kalmayacak gibi görünüyor ya bakalim…



Haftasonu hep gezdik, Cumartesi Ikea’daydik, salona vitrin baktik ama begendigimiz vitrinin gövdesi kalmamis, agustos sonunda gelecekmis. Agustos sonunda Ikea yolu görünür yine bizeJ Onun yerine bilimum ivir zivirla vede bayagi hafiflemis bir cüzdanla döndük evimizeJ Bütün cocuklar akilli uslu arabalrinda oturup gezerken bir tek bizim Cikita Osman raflarin icinde geziyordu. Abartmiyorum valla, Leon Can nerede diye ararken, “Mama ko mal, Mama ko mal!” diye bagirmasini duyup baktigimizda birde ne görelim, resim cercevelerinin(!) oldugu ilk rafa cikmis, icinde öylece duruyor, “ko mal” diyerekten de büyük bir gururla kendine bakmamizi istiyor!! Ya ben bu cocukla ne yapacagim bilmiyorum vallaJ Sürekli “Mama ko mal” modunda dolasiyor! Alisveris yaparken insan vücudu serotonin diye bir hormon salgiliyormus, mutluluk hormonu kisaca!



Ikea’dan mutlu mesut ayrilip güzel bir Cumartesi gecirdikten sonra, pazar günü “Streichel Zoo” deniyor burda acik hayvanat bahcesine gittik. Leon Can’a koca bir kutu yem aldik, oda hayvanlari “gel mama, gel yemek, hammm!” diye besledi. Gelmeyince sinirlendi falan, cok komikti. Hayvanlari once gel diye cagirdi, gelmeyince komm diye bagirdi falan, görmeye degerdi dogrusu. Su siralar böceklere ve sineklere takmis durumda sokakta ikide bir durup yerde ne vary ok cömelip onlari inceliyor, bizde ormanda oturuyoruz ya maasallah böcek konusunda bayagi bir sansliyiz yani. Yolda sümüklü böcekleri görüp kac kac snell (schnell=cabuk) da kommt die böcek (böcek geliyor) diyor. J Böcekmi geliyo diye sorunca, ja böcek geliyo diyor. Ama kendiliginden konustugumu ya iki dili karistiriyor yada sadece almanca söylüyor. Anca ben sorunca türkcesini tekrar ediyor. Pazar günü hayvanat bahcesinde once dondurma yemege gittik, herkesin külahindan birer kasik ta Leon Can’a nasip oldu. Dondurmayi cok seviyor, daha yeni yeni azar azar veriyorum, ama herseferinde dondurma güsel deyip birdaha istiyor. Dedesiyle birlikte istahi iyice acildi dogrusu, herseyi yiyor masaya gelen. Yemekler hala ona gore yapiliyor cok baharat falan koymuyorum, köfte cok seviyor, sebzeli sulu köfte cok seviyor ve en sevdigi yemek pilav sanirim. Pilav olunca koca bir tabak yiyor yogurtla birlikte. Ama cok kilolu degil Allah’tan, o kadar harekete kilolu olsa sasardim zatenJ Ama ben yinede ona arada sirada obez Osman demeyi ihmal etmiyorumJ Bu günlük benden bu kadar. Yazimi bitirene kadar günes acti yine. Hepinize güzel kazasiz belasiz bir hafta diliyorum öpüldünüz…

12 Ağustos 2009 Çarşamba

Bir haller var bu siralar bizde...

Herkese merhaba… Su siralar pek keyfim yok dogrusu. Pek yazma modunda degilim, yaziliranizi takip ediyorum ama kendim yazmaya pek bir üseniyorum. Birde Leon Can’in kolu yandi hafta sonuL Cok üzüldük… Ben ütü yapiyordum, oda sicak sicak diyerek yanima bile yaklasmiyordu. Birden ne olduysa oldu, burnumun dibinde bitmesiyle yerinden sicramasi bir oldu! Atti kendini hemen koltugun üzerine, önce ellerine baktim hemen bir sey omusmu diye, yotu ellerinde bir sey. Ona ragmen hemen banyoya suyun altina soktum ellerini, kollarini. Kollarini suya tutarken bir de ne göreyim, sol kolunun disi, dirseye yakin kismi kocaman kizarmis, ütünün ücgen izi cikmis. O anki üzüntümü anlatamam, o agladi ben agladim… Kendimi cok kötü ve suclu hissettim! Sen o kadar herseyine dikkat et, yemesine icmesine, zarar gelmesin diye caba göster. Ben caba gösterdikce sanki inadina oluyormus gibi basina olmadik seyler geliyor bu cocugun. Birde Leon Can cok hareketli bir saniye durmuyor yerinde, sürekli iki hatta dört tane gözün üstünde olmasi gerekiyor. Simdilik merhem sürüyoruz, umarim iz kalmaz kolunda… Iste bu yüzden canim cok sikkin. Insan ne kadar istesede mükemmel olamiyor iste…

29 Temmuz 2009 Çarşamba

Dedemiz geldi, hosgeldi...

Evet Leon Can dedesine kavustu en sonunda. Sali sabahi geldi dedemiz Ankara'dan. Leon Can önce utandi havaalaninda, Thomas'in bacaklarina sarildi taaki babam valizleri birakip ben gidiyorum diyene kadar, o zaman kosuverdi pesinden opaaaaaa diye. Dün ve bugün evdeydi Leon Can dedesiyle birlikte. Önümüzdeki hafta son haftasi kreste, ondan sonra 3 hafta tatil. Leon Can'in türkcesi iki günde farketti valla, her ne kadar cogu seyleri almanca söylesede, babamin anlamadigini farkedince türkceye dönüyor hemen. Böylece türkcesinin gelisecegini umuyorum:) Bir kac gündür havalar cok sicak, bizim buralarda pek sokaga cikilacak gibi degil dogrusu, ormanin icindeyiz nemden gecilmiyor. Is, güc derken yazmaya cok zaman bulamiyorum. Yazmak istedigim o kadar cok sey olmasina ragmen.
Simdilik bu kadar, aslinda gec oldu uykumda geldi ama dizimde basliyor. Bir iki haftadir "Life" i izliyorum, polisiye CSI tarzi bir dizi, CNBC-e de yayinlaniyorsa tavsiye ederim, izleyin derim. Su siralar birde Largo'nun "Babyjahre" kitabini cikardim yine yerinden. Iki yasina kadar cocuk gelisiminden bahsediyor. Oldukca sIk göz atiyorum icine:)

26 Temmuz 2009 Pazar

Das Fest 2009

IMG_2308 Leon Can’la bugün bizim sehrin en büyük müzik festivalindeydik. “Das Fest” bizim sehrin en büyük müzik festivali olmasinin yanisira Almanya’ninda en büyük bedava müzik festivali. Iyi sarkicilar, gruplar cikiyor. En son yillar önce 30000 kisi esliginde Faithless’i izlemistik, görmege degerdi dogrusu. Neyse bugün havada cok güzel olunca attik kendimizi sokaga. Festivalin oldugu Günther Klotz Anlage cok kalabalikti, bizim minisin arabasiyla yürümek biraz zordu ama yinede yilmadik dolastik biraz. Cesitli gruplar, dernekler stand acmislardi, yukaridaki resimde Leon Can bu standlardan birinde afrikali müzisyenlerin caldigi xylophonu hayretle dinliyor. Kendisininkiyle benzerlik kurmaya calisiyor galiba:)

IMG_2297

Buda festivalin kalabaligi… Burada bir konser oldugu zaman bu tepede igne atsan yere düsmüyor desem yeridir. Günesin altinde cok sicak oldugu icin biz daha cok gölge yerleri tercih ettik, daglarda tepelerde oturamadik yani bu sefer:)

IMG_2300 Leon Can ve ben yine:) Ritm sov yapan bir grubun standindayiz. Vermisler herkesin eline darbukalari ve daha baska ritm aletlerini herkes eslik ediyo kendi kafasina göre. Öyle olmasina ragmen ortaya cikan müzik hostu dogrusu. Bu arada bizde eylülde basliyoruz, ritm kursuna gidecegiz Leon Can ve ben:) Oglum müzigi pek seviyorda…

Bu aksamlik benden bu kadar. Yarin is beni bekler, sali günü evdeyim cünkü babam geliyoooooorrrr Türkiye’den, yasasiiiiiiinnnnnn!!!!! Leon Can’in 3 hafta kres tatili var agustosta onun icin geliyor dedemiz. Leon Can’in tepkisini cok merak ediyorum, bende hava alanindayim onun icin. Is, güc derken arkadaslarimi takip edebiliyorum ama kendim yazmaya gelince vakit bulamiyorum bir türlü. Hepinize iyi haftalar, sevgiler:)

14 Temmuz 2009 Salı

Bizden haberler

 

IMG_1517

Bir arkadasim cekmisti bu fotografi Canon 450D ile. Cok hosuma gitti paylasayim dedim sizinle. Cok degil bir kac ay önceki bir fotograf, ne cabuk degisiyorlar degilmi, sanki bir kac ay önce bebekmiste simdi kocaman cocuk olmus gibi:) Bugünde kreste ögretmene “macht’s gut” “kendine iyi bak” demis gülmüs herkes. Iki dil falan derken bizim cocuk sadece almanca konusuyor:( Türkce konusuncada anliyor ama almanca cevap veriyor bana, konusmayacakmi acaba hic türkce…. Ben yine türkce konusmaya devam en iyisi:)

Bu arada su anda Türkiye’de tatilin tadini cikaran Yeyish mimlemis beni. Buyrun burada cevaplar:

1. Kullandigim parfüm: Su siralar Jill Sander’in Sun’ini seviyorum. Bunun yaninda Gucci Envy’si ve Issey Miyake de sevdigim parfümlerim.

2. Kulandigim yüz kremim ise Clinique’in Triple Action Mouistriser’i.

3. En son okudugum 3 kitap: Su anda Julie Powell’in “Julie&Julia” adli eglenceli kitabini okuyorum. Ondan önce cocuk egitimiyle ilgili Smart Love’i ve Jamie Oliver’in “Essen ist fertig!” ( Yemek Hazir) ‘ini okudum.

4. En son aldigim üc ürün: Leon Can icin mineralli günes kremi. Leon Can’a kitap ve kendime saat. Oh be kendimede almisim bisey sonunda:)

5. Seyrettigim üc dizi: Ask-i Memnu (bu arada Yelizcim katiliyorum fikrine, Ednen beyde kör olsaymis keske!) Melekler Korusun, CSI-NY

Benden bu kadar! Bende Bir Demet Feslegen Eda’yi, Defne’li Günler’i mimliyorum:)

Sevgiler…

 

5 Temmuz 2009 Pazar

Mutasyon gecirmis Leon Can:)

PICT0537 PICT0545 IMG_0017-Kopie IMG_1556

Yazilarini zevkle okudugum blog arkadasim Yeliz’in (yeni adiyla Yeyish) minik adaminin dogumgünüydü gecenlerde. Ona yazarken kendi anne oldugum günler aklima geldi, gayet duygusal hallere girdim. Actim sonra bütün albümleri baktim tek tek bütün resimlere, hayatimda hic bukadar cok fotograf cekmemistim dogrusu:) Su gibi gecip giden zaman tekrar gözümde canlandi. Dogumda ebe saclarinin ne kadar cokk oldugunu söylemisti, sasirmistim görünce:) Hastanede kaldigimiz bes gün boyunca neredeyse hep uyumustu, benimle birlikle ayni odadaydi, bende sadece hayatima giren bu minik varligi izlemistim… Hastanedeki uykusu eve gelinci sona ermisti, gaz sancilarimiz hepimizi mahvetmisti. Minicik bir adam, gözümün icine bakiyor öylece emzirirken, zaman dururdu o an benim icin…Fotograflara bakarken yasadigim her ani, her acemiligi, her sürprizi tek tek hatirladim tekrar. Simdi ise gittigimde yarim gün göremiyorum onu ama krese onu almaya gittigimde “aaaa mama” deyip boynuma atlayinca icime sokasim geliyor minik adamimi!

Leon Can bayagi bir dillendi, herseyi söylemeye calisiyor. Artik aciktigini, susadigini dile getiriyor rahatlikla. Takla atmayi ögrendi simdi hep yerlerde yuvarlanip duruyor o yüzden. Benimle saklambac oynuyor kendiliginden, saklanip essoon diye cagiriyor beni bulayim diye onu. cok icten ve cokta duygusal bir cocuk, baska birisini üzgün görmeye dayanamiyor, hemen sarilip sevmek istiyor. arabalari, traktörleri ve kepceleri cok seviyor, hergün ise giderken yolda iki tane yol calismasi var, yanindan gecerken cok seviniyor. Babanin yastigi, annenin ayakkabisi gibi cümleler kuruyor. Kitaplari hala vazgecilmezleri, eline alip geliyor oku diye. Yumurtaya yupata diyor, komik oluyor:)

Bu arada ben evde ve simdide iste Vista ile cebellesirken Mr. Gates’i de bayagi bir yad etmistim. Ama bugün Vista ile bloguma giris yapabilecegimi kesfettim tesadüfen, güzel düsünmüs Microsoft’un programramcilari. Ilk defa hosuma giden bir sey cikti yani Vista’da.

Güzel bir hafta diliyorum hepinize… Sevgiler

LinkWithin

Related Posts with Thumbnails